Özet
Kitaptaki temel tavsiyelerden biri; dolar, euro gibi nispeten istikrarlı itibari paralar bile (yazar bunlara kağıt para diyor) enflasyon karşısında değer kaybettiğinden, birikimlerin nakitte tutulmamasıdır. Bunun yerine, ev almak gibi büyük hedeflere ulaşana kadar altın gibi araçlarla düzenli birikim yapmak öneriliyor.
Uzun vadeli yatırımlarda, getirilerin ana paraya eklenmesiyle oluşan bileşik faizin gücü ve kredi kullanıldığında ortaya çıkan kaldıraç etkisi vurgulanıyor. Bireyler için en büyük kaldıraçlı yatırım (bir varlığa değerinin bir kısmını peşin ödeyip krediyle sahip olma) imkanı konutta olduğu için, kitapta kredili konut alımına geniş yer ayrılmış. Bu imkândan faydalanmak için erken yaşlardan itibaren borç ödeme disiplini edinmenin ve kredi notunu yükseltmenin önemi vurgulanıyor. Yazar enflasyonist koşulların gelecekte de baki kalacağına inanıyor ki, kitapta evin değeri ve kira geliri artarken borcun enflasyonla erimesiyle büyük kazançlar elde edilebileceği anlatılıyor. Ancak konut yatırımında kiralanan evlerin bakımı, kiracılarla ilişkiler ve yasal düzenlemeler gibi zorluklar da bulunduğundan, bunlarla uğraşmak istemeyenler çeşitli yatırım fonlarına ve hisse senetlerine yönlendiriliyor. Konut alımı ve yatırım fonları hakkında hiç bilgisi olmayanların başlarken işine yarayabilecek piyasaların işleyişi, işlem prosedürleri, yasal mevzuat gibi bir sürü pratik bilgi de kitapta mevcut.
Kitapta yatırımın para kazandırması gerektiğinin altı çiziliyor. Araba veya eşya gibi zamanla değeri eriyen varlıklarla, içinde yaşanacak eve yapılan harcamalar yatırımdan sayılmıyor. Banka mevduatlarına da beklenmedik döviz kuru hareketleri ve enflasyon karşısında koruması olmadığından, uzun vadeli yatırım için sıcak bakılmıyor. Ponzi denen, yüksek getiri vaadiyle para toplayan temelsiz sistemlere karşı uyanık olunması uyarısı yapılıyor. Ayrıca sürekli değişen yasal düzenlemeler, vergi mevzuatı, küresel ekonomik koşullar ve yapay zekanın potansiyel etkileri üzerine değerlendirmeler de paylaşılıyor.
Kitapta varlık fiyatlarındaki kısa süreli dalgalanmalar kollanarak alım satım yapmak (trading) tavsiye edilmiyor. Bu şekilde kâr etmenin profesyoneller için bile zorken, amatörler için imkânsız olduğu belirtiliyor. Bunun yerine herkesin kendi uzun vadeli hedefleri doğrultusunda bir strateji belirlemesi, risk toleransına (zarar durumunda buna ne kadar katlanabileceğine) uygun yatırım araçları seçmesi, farklı özellikteki araçlardan sepet yapıp riskleri dağıtması, güvendiği varlıkları fiyat hareketlerine takılmadan düzenli olarak alması öneriliyor.
Değerlendirme
Kitap birikim yapmaya niyetli ama finans dünyasına henüz yabancı olanlar, özellikle de gençler için bir büyüğün nasihati havasında. Ana fikirde bir sorun yok: Tasarruf eden ve parasını değerlendirmeyi öğrenenler zenginleşir ve gelecekte rahat eder. Yazarın tavsiyelerinin birçoğu temel finans prensipleriyle de uyumlu. Fakat mesele şu ki, temel prensipler her zaman işlemeyebilir. Altın fiyatlarında küresel bir enflasyon dalgasıyla 1970'lerde yaşanan büyük yükselişi ve 1980 sonrası 20 yıl süren düşüşü daha önceki bir yazıda göstermiştim. O dönemde alım ve satımlarının zamanlamasına göre, altın tutanlardan bazıları kâr ederken bazıları da zarar etti. Kitapta günümüz için, uzun vadede enflasyonun kaçınılmaz olduğu, altının kağıt paralara kıyasla istikrarlı olacağı, konut yatırımının illa ki kazandıracağı gibi iddialı varsayımlar var. Bunlar yazarın kendi tecrübelerine göre bir dönem doğru çıkmış olabilir; ancak tecrübe dediğimiz şey sonuçta bir faninin kısa hayatında gördükleri, öğrendikleri, hatırladıkları ve ders çıkardıklarıyla sınırlı. Buna dayanarak yapılan genellemeler, değişen koşullarda boşa çıkabilir.
Ayrıca yazar spekülasyonu sanki sadece kısa vadeli al-sat işlemlerinden ibaretmiş gibi anlatmış. Oysa burada önerilen uzun vadeli yatırımlar da gayet spekülatif. Çünkü altın ve konut gibi varlıkların değerinin enflasyondan daha hızlı artacağını öngörüp buna göre pozisyon almaya dayanıyor. Aslında daha önce Zoraki Spekülatör başlıklı yazımda anlattığım gibi, belirsiz ekonomik koşullarda hiçbir yatırım tercihi tamamen güvenli değil. Bu yüzden her kararımızda, farkında olsak da olmasak da risk alıyoruz. Kitapta önerilen farklı yatırım araçlarından bir sepet oluşturmak, riskleri dağıtıp dengelemek açısından elbette faydalı bir yöntem. Ancak büyük hedeflere ulaşana kadar birikimleri altınla yapma önerisi, riski tek bir varlıkta yoğunlaştırdığı için bu mantıkla çelişiyor. Konut veya başka herhangi bir yatırımı kredi çekip kaldıraçla yaptığımızda ise aldığımız risk katlanarak büyüyor. Kitapta Amerika'daki konut kredilerinden çokça örnek verilmiş; fakat 2008'deki büyük krizin ana kaynağının tam da bu piyasada biriken kaldıraçlı riskler olduğunu unutmamak lazım.
Son olarak, gelecekte enflasyon düşmeyecekse, Türkiye'de kredi imkânlarının daha da daralması kaçınılmaz. Kredi kullananların enflasyon sayesinde elde ettiği kârın, aslında mevduat sahiplerinin birikimlerinin ve banka sermayelerinin enflasyon karşısında erimesinden kaynaklandığını daha önce yazmıştım. Böyle bir düzenin sürdürülebilir olmadığı ortada. Dünyada da parasal genişleme süreklilik kazanırsa, altın dahil hiçbir varlığın değerinin istikrar kazanması mümkün değil. Bu durum, tüm dünyadaki yatırımcıların gönüllü ya da zoraki birer spekülatör haline gelmesi anlamına geliyor. Elbette birileri dalgalı sularda becerisi veya şansıyla gemisini bir şekilde yürütebilir. Ancak çoğunluk için, makroekonomik istikrar yoksa gelecekte rahata ermenin net bir bireysel reçetesi de yok. Genel refah artışı bireysel çabayla erişilebilecek bir hedef değil. Bunun için başka bir yazıda anlattığım gibi, kurumsal gelişim ve iktisadi kalkınma gerekir.