Daha önce konusu iktisatla ilgili olan beğendiğim birkaç filmi (şurada) yazmıştım. Bununla ilgili ABD'de eğitmenler arasında yapılan bir anketle belirlenen bir grup filmi aktaran, pedagojik amaçlı bir akademik makale gördüm (linki şurada). İlgi duyanlar için bu makalede seçilen 20 film sırasıyla şöyle:
1. It's a Wonderful Life
2. A Beautiful Mind
3. Moneyball
4. Wall Street
5. Trading Places
6. The Hunger Games
7. The Hudsucker Proxy
8. The Lorax
9. Cast Away
10. The Wolf of Wall Street,
11. Inside Job
12. Office Space
13. Boiler room
14. Tucker: The Man and His Dream
15. Pretty Woman
16. The Dark Knight
17. Pursuit of Happyness
18. Mary Poppins
19. Too Big to Fail
20. The Grapes of Wrath
Dördü ilk sıradakiler olmak üzere, listedeki 11 filmi izledim. Bunların sondaki iki tanesini (Too Big to Fail ve The Grapes of Wrath) hem beğendiğim, hem de iktisadi içeriğini kayda değer bulduğum için daha önce tavsiye etmiştim. Diğer izlediklerim hakkında da kısaca fikrimi söyleyeyim.
Listede seyir zevki bakımından en çok hoşuma gidenler Wall Street, Cast Away, The Wolf of Wall Street ve Pursuit of Happyness oldu. Bunlar büyük başrol oyuncularına (sırasıyla Michael Douglas, Tom Hanks, Leonardo DiCaprio ve Will Smith) sahip, tekrar tekrar izlenebilecek sağlam filmler. Fakat iktisadi bilgi veya düşünce anlamında bana büyük katkıları olmadı. Cast Away filminde, ıssız bir adaya düşmüş kahramanın başından geçenler işbölümünün değerini gösteriyor. Üstelik bu kişinin önceki hayatında küresel ticaretin önemli bir parçası olan FedEx kargo firmasının çalışanı olması da hoş bir ironi olmuş. Diğer üç film ise finans piyasalarıyla ilgili, ortalama izleyicinin ilgi ve hassasiyetlerine hitap ediyor.
İlk üçte yer alan It's a Wonderful Life, A Beautiful Mind ve Moneyball, yine güçlü erkek başrol oyuncularına (sırasıyla James Stewart, Russell Crowe ve Brad Pitt) sahip yapımlar. İlginç iktisadi konuları var ama bana sıkıcı geldiler. 1946'da yapılmış ilk film, ABD'de konut kredilerinin büyüme dönemini ve küçük yerel bankalardan oluşan finansal sistemin işleyişini yansıtıyor. İkincisi, oyun teorisinin büyüklerinden John Nash'in biyografisi. Üçüncüsü ise, istatistiksel yöntemlerin faydasını spor uygulaması üzerinden gösteriyor.
Geriye kaldı Office Space ve The Dark Knight. İlki işveren ve çalışan arasındaki asil-vekil (principal-agent) ilişkisini konu edindiği için listeye girmiş, fena olmayan bir komedi filmi. Batman serisinden olan diğer filmin listeye girme sebebi ise, Batman'in baş düşmanı Joker'in stratejik eylemlerinin oyun teorisi bağlamında ilgili bulunması. The Dark Knight, serisinde uzak ara en sevdiğim film, fakat oyun teorisi konusunda bir öneri yapacak olsam aklıma bu gelmezdi. Bu konuda, nükleer savaş temalı Dr. Strangelove ve Fail Safe (aynı konuyu ilki kara komedi, ikincisi dram olarak işler) ile 1962 Küba füze krizini konu alan Thirteen Days ağır basar. Bir tür hafıza kaybı sorunu olan ana karakterin kendi kendisini stratejik olarak manipüle ettiği Memento da farklı tarzda ilginç bir film.
Vakti zamanında Ekşi Sözlük'te yazdığım iktisatla ilgili yazıları toplayarak başlattığım bu blogun yayınına, 2007'den bu yana yeni yazılarla devam ediyorum.
27 Şubat 2021 Cumartesi
İktisat konulu filmler
23 Eylül 2017 Cumartesi
IMF-edX online makroekonometrik tahmin dersi
Söz konusu ders dokuz hafta uzunluğunda ve haftalık ortalama 8-10 saatlik çalışma gerektirecek şekilde planlanmış. Haftalık bölümlerde 5-10 dakikalık birkaç tane video ve bunlarla ilgili okuma ve alıştırma materyali yayımlanıyor. Ders uygulamalı olduğundan önce EViews yazılımını öğreterek başlıyorlar. EViews, dünyada özellikle akademik olmayan işlerde, makroekonomik analiz ve tahmin yapanların kullandığı başlıca araç. Ders süresince geçerli olmak üzere, katılımcılara EViews'ün son sürümü için geçici lisans veriliyor. Bu sayede yazılımı yükleyip kullanabiliyorsunuz.
İlerleyen derslerin videolarında, önce zaman serileri ve (OLS, VAR, VECM gibi) belli başlı ekonometrik modellerle ilgili lüzumlu teorik bilgiler özetleniyor; sonra EViews kullanılarak uygulama yapılıyor. Videoların ardındaki alıştırmalarda, benzer bir çalışmayı bir defa da siz yapıyorsunuz. Ayrıca, derste kullanılan bütün dosya ve programlar kullanıcılarla paylaşılıyor. Böylece ileride benzer bir şeyi kendi işiniz için kullanmanız gerekirse, hazır yazılmış programlardan istifade edebiliyorsunuz.
Dersin ilk haftalarını lisans düzeyinde iktisat ve ekonometri bilgisi olan herkes rahatlıkla takip edebilir. Sonlara doğru zorluk düzeyi yükseliyor. Ancak kimsenin hevesi kırılmasın, tasarım icabı her şeyi yüzde 100 anlamadan da dersi tamamlamak mümkün. Tabii en güzeli zaman ayırıp çaba göstererek daha iyi öğrenmeye çalışmak.
Derse katılım ücretsiz ve bir sınırlama da yok. İstediğiniz kadar takip edip ihtiyacınız olan çalışmaları yapabilirsiniz. Hatta aynı dersin daha önceki dönemlerde açılmış arşivdeki versiyonlarından birini bulup ileriki konulara beklemeden de ulaşabilirsiniz. Ancak düzenli çalışıp hakkını verecekler için, 25 dolar karşılığı bir sertifikayla çabalarını tescil ettirme imkanı da var. EdX kar amacı gütmeyen bir kurum ve bu para verilen eğitimin kalitesine oranla devede kulak. İmkanı olanın bağış olarak dahi verebileceği bu paranın karşılığında bir de sertifika almak hiç fena fikir değil.
Son olarak, edX arşivinde iktisat dahil birçok alanda herkesin ilgisini çekecek online dersler bulunuyor. Kendini geliştirmek isteyenler için büyük nimet.
2 Nisan 2011 Cumartesi
Merkezi Sınavlar Nereye?
osym bir zamanlar ulkenin guvenilir kurumlarindan biriydi. bu kurumun duzenledigi bir sinava son katildigimdan beri cok zaman gecti. yoksa hafizam beni yaniltiyor mu? 99 yilinda oss'den once sinav sorulari calininca sinav ertelenmek zorunda kalinmisti; ama o adi bir hirsizlik girisimiydi. ara sira universite sinavina, kendi yerine baskasini sokmaya calisanlar olurdu. bu tek tuk hadiseler de, cok buyuk olcekteki bir sinavda olabilecek seylerdi. simdilerde ise durum degismis gorunuyor. gecen sene kpss'de gayet organize bir kopya sebekesinin cikmasi cok buyuk hadiseydi. bugunlerde ise cok daha sofistike ve organize bir kopya iddiasi ortaliga atildi.
son ortaya atilan kopya iddiasi simdilik bir komplo teorisi gorunumunde. osym'nin basina dagittigi sinav kitapciginda, dogru cevaplarin seceneklere sistematik bir bicimde yerlestirildigi fark edilmis. osym de bunu dogrulamis; lakin sinavda her adayin kendine ozel bir soru kitapcigi oldugu icin, ana kitapciga ozgu bu sistematigin adaylarin kitapciklarinda bulunmadigini aciklamis. (bunu okuyunca bir "wow!" dedim, teknoloji ne gelismis.) bahsi gecen komplo cok buyuk ve sofistike bir organizasyonla aciklanabilecekken, osym cok daha basit bir aciklama sunmus. aksini gosteren somut bir kanit, bilgi, belge, sahit vs. ortaya cikmazsa, bu aciklama beni tatmin eder. beni eder de cok kisiyi etmez; hele ki toplumun fazlasiyla politize oldugu ve kutuplastigi, devlet icine sizmis cemaat orgutlenmelerinin gundemin bas kosesinde oldugu su gunlerde. (misal, kilicdaroglu'nu da tatmin etmemis.)
ortada bir guven problemi oldugu bir gercek. merkezi sinav ve yerlestirme sistemlerinin sonu yavas yavas geliyor sanki. alternatifler dusunmek zamanidir.
18 Aralık 2010 Cumartesi
İktisat Oyunları
ugur gurses twitter’dan, avrupa merkez bankasinin websitesindeki para politikasi oyununun linkini paylasmis. eglenerek ogrenmeye meraklilar icin birkac link de ben vereyim. ne yazik ki oyunlarda turkce dil secenegi yok.
economia: soz konusu para politikasi oyunu. ekonomideki gelismelere gore para politikasi faiz oranini belirleyip enflasyon, buyume ve saireyi kontrol ediyorsunuz. politikayi keyfinize gore belirleyebilirsiniz, ama puan toplamak ve aferin almak icin enflasyonu %2 seviyesinde sabit tutmaya calismaniz gerekiyor. (ayni sitede enflasyon adasi diye bir oyun daha var, ama ben bir turlu acamadim.)
presidential game: mankiw’in orta duzey makroekonomi kitabini kullanmis olanlar bunu bilecekler. lisans ogrencisiyken bunu oynamisligimiz vardi. baskan (aslinda daha cok diktatore benzer bir sey) oluyorsunuz; para ve maliye politikalarini ayarlayarak ekonomiyi yonetiyorsunuz. ekonomiyi batirirsaniz sizi alasagi ediyorlar.
the economy, stupid: ingiltere kaynakli bir oyun. icinde kdv (vat, value added tax) falan var. basbakan olarak, vergiler, kamu harcamalari ve transferleri kontrol ediyorsunuz. para politikasi sizin isiniz degil. hayret, ingiltere merkez bankasini cok bagimsiz degil diye bilirdik.
heckscher-ohlin game: nobel odullerinin websitesindeki bu oyun, oncekilerden farkli olarak, makroekonomi degil, uluslararasi ticaret uzerine. oyunda bir adanin hukumdari, ayni zamanda merkezi planlamacisi oluyorsunuz. adanizdaki emek ve sermaye varligini emek-yogun ve sermaye-yogun sektorler arasinda pay edip uretim yapiyor; sonra da baska adalarla ticaret anlasmalari yapiyorsunuz. ekonomi, heckscher-ohlin teorisinin standart varsayimlarina gore duzenlenmis.
bunlar bildigim iktisat oyunlari. isletme, finans, borsa vs. oyunlari ise cok sayida. bunlara merakliysaniz, google’da aratarak birkac tane bulabilirsiniz.
16 Mart 2010 Salı
İktisat Doktora Programı Seçerken
1. siralamalarla baslayin. en son yapilmis iktisat bolumu siralamalarindan bazilarilari icin, buraya, buraya ve buraya tiklayin. butun siralamalar kusurludur, ama diger hersey sabit kalmak sartiyla, daha yuksek sira muhtemelen daha iyidir.
2. su an basvurmayi dusundugunuz programda olan yuksek lisans ogrencileri ile konusun. mutlular mi?
...
9. son zamanlardaki doktora ogrencileriyle ilgili bilgilere bakin. baslayanlar ne oranda programi bitiriyorlar? bitirdikten sonra ne tip islere giriyorlar? bunlar sizin arzuladiginiz isler mi? yerlestirme bilgileri programa giren ogrencilerin capiyla, programin kendisinin katma-degeriyle, ve bolumun ogrencilerini isgucu piyasasinda ne kadar iyi sattigiyla ilgili bilgi verir.
devamini mankiw'in blogundan okuyabilirsiniz. yazi ingilizce, ama zaten tavsiyeler de daha cok amerika'daki doktora programlari ile ilgili. bunlara basvuracak olanlar herhalde ingilizce biliyorlardir.
mankiw'in blogunda bu konularda cok sayida yazi var. amerika'da iktisat doktorasi yapma niyeti olanlar bunlardan faydalanabilirler.
6 Haziran 2009 Cumartesi
Gençler Neden Mühendislik Seçiyor?
tanidigim, meslegini yapan muhendislerin bir cogu turkiye disinda calisiyor. tabii bir yerlede master falan yaptiktan sonra. genclerin universite ve bolum tercihi yaparken, yurtdisinda calisma ihtimalini de goz onunde bulundurduklarini dikkate almak lazim. (mesela tip okuyanlar, mevcut yasal duzenlemelerin de etkisiyle, turkiye'de calismak zorunda gibi.)
meslegini yapmayan muhendisler ise baska bir alanda calisabiliyor. 2001 krizinden once boyle epey bankaci vardi. (simdi neci var bilmiyorum.) turkiye dereceleri ve zor bir bolumu bitirmis olmalari, spence'in meshur modelindeki gibi, isgucu piyasasinda sinyal gorevi goruyor zannedersem.
muhendislik okumak, gelecekteki kariyer planlarinda daha cok esneklik imkani veriyor. bir isletme mezununun sonradan muhendis olmasi imkansiz, ama muhendislik mezunu bir mba yapip isletmecinin yapacagi her isi yapabilir. sadece mba degil, muhendislik mezunlari master ve doktora yapip cok farkli alanlarda calisiyorlar. boyle cok sayida iktisatci da var.
bu sebeplerden, 18 yasinda kaderini baglamak istemeyen gencler icin, muhendislik fena bir tercih degil. yalniz, tanidigim muhendislerden bildigim kadariyla, iyi bilmeden bir muhendislige girenler icin, elektronik kotu bir tercih. bir muhendis bu konuda daha iyi tavsiye verecektir tabii.
bu arada, esneklik demisken, yok'un sabanci universitesindeki, ogrencilerin universiteye girdikten sonra alanlara ayrildiklari sistemi ortadan kaldirmaya calistigini okudum. demek ki bazi sorunlar, yuksek ogrenim sistemindeki fazla regulasyondan da kaynaklaniyor olabilir.
27 Nisan 2008 Pazar
İktisat Yüksek Lisans Başvuruları: A, B, C...
her seyden once, iktisatta yuksek lisans yapmak size uygun bir sey mi, ona lisanstan itibaren nasil hazirlanilir gibi sorular icin, sizi oncelikle greg mankiw'in tavsiyelerine yonlendirecegim. ozellikle finans'a egilimi olanlar, ekonomi turk'te ekonomix'in genclere tavsiyeler etiketi altinda yazdiklarindan da faydalanabilirler.
diyelim ki iktisat doktorasi icin yeterli ilginiz ve altyapiniz var. sonra? bir defa, yurtdisindaki programlara basvurular, ogrenime baslanilacak tarihten yaklasik bir sene once yapilir. o yuzden hazirliklara cok onceden baslamali. amerika icin, 2009 senesi sonbaharinda ogrenime baslamak isteyenler, yaz bitmeden kesin olarak basvuru yapip yapmama kararini verirler, ve kisisel tercihleri ve hedefleri dogrultusunda basvurulabilecekleri programlari belirlerlerse iyi olur. boylece hem daha saglikli kararlar verebilirler, hem de sonbaharda iki ayaklari bir pabuca girmez. basvurunun burokratik islemleri ise sonbaharda halledilir. 2008 sonu-2009 basinda da, amerika basvurulari icin, basvuru sureci sona erer. avrupa'daki okullara basvuru icin birkac ay daha zaman olabilir.
koc universitesinin web sitesinde, yurtdisindaki yuksek lisans programlarina basvuru sureci ile ilgili kapsamli bir eser var. simdi onun linkini veriyorum: 1. application guide, 2. appendix. bunun disinda, phds.org adli sitede genel olarak doktorayla ilgili her konuda, econphd.net adli sitede de ozel olarak iktisat doktorasi konusunda size yardimci olacak pek cok kaynaga ulasabilirsiniz.
turkiye'de bir yerde yuksek lisans basvurusu yapacaklarin ise daha cok zamani var. yine de karar verme ve arastirma yapma isini cok savsaklamamali. oncelikle lisansustu egitim sinavi (les) almak lazim. o da bir guz bir de bahar doneminde olmak uzere, senede iki defa veriliyor. les'i guz doneminde almak, kotu skor alinirsa baharda yeniden sinava girme imkani olabilmesi acisindan, daha iyi olacaktir. bazi okullar gre, gmat gibi uluslararasi sinavlari da kabul ediyorlar. ama dikkat etmek lazim. les'ten baska, bir de universitelerin basvuru donemlerine ve basvuru sartlarina dikkat etmelisiniz. basvuru donemleri baharda baslayabilir, not ortalamasi sarti yuksek olabilir, ya da okullara ozgu ozel sartlar olabilir; bunlara karsi onceden hazirlikli olmalisiniz.
diyelim ki bugun arastirmaya basliyorsunuz. onunuzde yeterince zaman var. dolayisiyla, universiteler ve programlari hakkinda, bunlarin kendi web sitelerinden ve dis kaynaklardan yeterli bilgi toplayabilirsiniz. turkiye ici basvurularinda isiniz goreceli olarak daha kolay. universiteler, bolumler ve programlari hakkinda zaten bir fikriniz vardir. yapacaginiz hocalarinizdan ve ulasabildiginiz diger insanlardan da bunlari sorusturmak. ama yurtdisina basvurularda, basta hicbir sey bilinmedigi icin, bilgi toplama sureci daha zorlu olacaktir.
o zaman, yurtdisindaki universiteler ve programlar hakkinda arastirma yapmaya nasil baslamali? oncelikle hangi program daha iyi, hangisi daha kotu karar vermeye calismali. bunun icin, cesitli kisi ve kurumlarin yaptiklari siralamalardan (ranking) faydalanilabilir. cesitli puanlama kriterleri sonucunda ortaya cikan bu siralamalar, programlarin kaliteleri hakkinda bir fikir verir. sonra bunlara bakip hedeflenen universiteleri, internet sitelerinden baslayarak, teker teker arastirmak, oradaki ogrencilere ve hocalara e-mail atip bilgi toplamaya calismak gerek. arastirmalariniz sonunda, kendinize ozel bir basvuru siralamasi yakalayacaksiniz.
peki cikis noktasi olarak hangi siralamayi kullanmali? bunlarin en populerlerinden biri, us news dergisininki. bu dergi her sene ekonomi dahil, pek cok alanda amerika'daki lisans ve yuksek lisans programlarini karsilastiran kapsamli bir arastirma yayinlaniyor. bunun icinde, ekonomi doktora programlari siralamasi da birkac senede bir yenileniyor. normalde bu bilgilere ulasmak icin, dergiye abonelik gerekiyor. ama adamin biri, bir internet sitesine us news'un en son (2005)ekonomi siralamasini koymus: tiklayin. econphd.net'te de bir ranking var. asil baba ranking'leri ise national research council yayinliyor. ama onlar on-on bes senede bir guncelleniyor. bunlari iceren son rapor ise 1994 senesinde yayinlanmis. bu sene yenisi cikacak diye bekleniyor. eskisine ise phds.org 'dan ulasmak mumkun.
bu konularda yazmaya devam edecegim...
25 Ocak 2008 Cuma
Verginin Yansıması (Tax Incidence)
simdi su haberi iki sekilde yorumlamak mumkun. birincisi, quebec eyaletini yoneten politikacilar ekonomi cahili. iktisada giris derslerinin ikinci haftasinda okutulan verginin yansimasi (tax incidence) konusundan bihaberler; cehaletlerinin farkinda bile olmadan politika uyguluyorlar. politikacilarin ekonomiden anlamamasi olagan bir sey de, bu adamlarin etrafinda bu islerden anlayan kimse de mi yokmus? tabii yok boyle bir sey. enerji bakani salaga yatsa da, sozcusu bunun olacaginin farkinda olduklarini acikca ifade etmis. yani, ikinci yoruma geciyoruz, politikacilar vatandasa alenen yalan soylemisler. piyasa ekonomisinde, firmalarin maliyetleri vatandasa yansitmaya calisacagi gun gibi ortadayken, insanlara maliyeti sirketler ustlenecek demisler. (benzer yalanlari su siralar amerika'daki baskan adaylari da soyluyorlar. ekonomi bloglarini takip edenler, zaman zaman bunlara rast geleceklerdir.)
buradan cikartmamiz gereken ders su. bizimle ilgisiz gorunen kamu politikalarinin ucu dolayli olarak bize de dokunabilir. bu politikalarin yansimalari konusunda uyanik olmak icin temel iktisadi prensipler konusunda bilgi sahibi olmaliyiz. bilincli bir yurttas olmak icin, mikroekonominin temellerini iyi ogrenmek lazim diye dusunuyorum.
20 Haziran 2007 Çarşamba
Eğitim, Rant Ekonomisi ve Sosyal Maliyetler
dershanenin varlik amaci ogrenciyi egitmek ya da universiteye hazirlamak degil, sinavda olabildigince cok soru cevaplayip onun olabildigince cok adayin onune gecmesini saglamaktir. bu amaca yonelik ogretimde gercekten okullardan daha etkin ve verimlidirler. ama bizim egitim sisteminden beklentimiz ogrencileri birer test cozme makinasi haline getirmek degil.
okullarimizdaki egitimin cok eksikleri oldugu icin, dershanelerde okulda ogrendiklerinden fazlasini ogrenenler olabilir. ama kimse sinavda cikmayacak bir seyi dershanede ogrenemez, test disinda bir formatla dershanede karsilasmaz. oysa ki turkce ve edebiyat testlerinden tulum cikarmak, bir kitabi okuyup sinifta onu sunmanin ve tartismanin yerine gecmez. matematik testini tam yapmak, ispat yapmayi ogrenmenin yerini tutmaz. ben orta 3'teyken matematik dersinde ispat yapiyorduk; lise sonda birakin ispat yapmayi turevleme tekniklerini ogretmeye calisan hoca bile tepki goruyordu. ayni donemde lise son ogrencileri olarak dershanede lise 1 duzeyinde test sorulari cozuyorduk.
ozetle, dershanelerin egitime kayda deger bir katkilarinin oldugunu dusunmuyorum. ancak ortada bariz bir israf var. niye? egitimi bir pasta, ogrencileri de pastadan pay kapmak isteyen insanlar gibi dusunelim. dershanenin yaptigi ogrencilere pastadan pay almayi ogretmektir. ama yukarida saydigim nedenlerden dershanecilik pastayi buyutmez. pastayi buyutmeyen her kurus harcama da israftir. zira o paranin bir firsat maliyeti, yani pastayi buyutebilecek bir alternatif kullanim alani vardir. uretmeden bolusmeye yonelik bu tip bir duzene biz iktisatcilar rant ekonomisi diyoruz.
ek: burada dershanecilerin bir gunahi yok. dershanelerin varligi bir onceki yazida bahsini ettigimiz asil sorunun nedeni degil, sonucudur. saglikli bir egitim sistemine dogru ilerledikce onlarin sayisi da azalacaktir. bu acidan sektorun zaman icerisindeki gelisimine bakarak egitim sisteminin nereye gittigi konusunda bir fikir sahibi olabiliriz.
ek 2: israf sadece paradan ibaret degil. genclerin, kisisel gelisimlerine pozitif katkisi eser duzeyde olan bir sinava hazirlanmak icin, sanat, spor ve sosyal hayat gibi onemli seylere ayiracaklari zamandan feragat etmeleri; bes gun okula gittikten sonra haftasonlarini da dershanede gecirmeleri de bir israftir.
ek 3: yeri gelmisken sunu da soylemeden gecmeyeyim: yuzbinlerce ogrencinin sahte rapor almasina kayitsiz kalarak, 18 yasindaki insanlara sahtekarligin ulkede gecer akce olabildigini goztermenin maliyetine ise paha bicilemez.
18 Haziran 2007 Pazartesi
ÖSS Kalkacak (Mı Acaba?..)
bu secimde, once genc parti OSS'nin kalkacagini vaat etti. sonra da onu mhp ve chp izlediler. akp de bunlari izlerse yakin gelecekte bu sistemin degiseceginden emin olabiliriz. ancak insan huylaniyor. OSS kalkar ama acaba bu bir yaraya merhem olur mu? yoksa siyasi rant ugruna sistemin bir parcasini bozmak uzere miyiz?
bugun asil problem su: universite kapisindaki insan sayisi 1.7 milyon (ve bu sayi seneden seneye artiyor) ama toplam kontenjan sadece 400 kusur bin. bir iktisada giris kitabina bakarsaniz, standart arz-talep iliskisinde boyle bir sonuc fiyatlarin serbest piyasa duzeyinin altinda olmasiyla aciklanir. yani devlet destegi sayesinde, ogrenciler yuksek ogretim servisini gercek bedelinin cok daha azini odeyerek almaktadirlar. bu yuzden talep, toplam kontenjanin cok uzerindedir. sorunun cozumu icin, sinava giren insan sayisinin azalip kontenjan sayisinin artmasi lazim. aradaki farki dogrudan hedef alip kapatacak bir cozum bulamadiktan sonra, gercekten cozum uretmis olmazsiniz. yani sadece sinavin kalkmasi yetmez. o zaman sormamiz gereken soru su: partilerin bu konuda cozum olacak, gercekci projeleri var mi?
cuma gunku aksam'da serdar turgut cem uzan'in projesinin kagit uzerinde uygulanabilir oldugunu yazmis. bu yaziya gore cem uzan'in fikri su imis: OSS kalkacak, veliler dershanelere verecekleri paranin yarisini devlete verecekler ve cocuklarini devlet universitesinde okutacaklar. cem uzan bu yolla yilda 2.5 milyar dolar toplayacagini iddia ediyormus. bu para kimden toplanacak ve adam basi ne kadar olacak; yeni sinav ve yerlestirme sistemi nasil olacak gibi onemli ayrintilar yazida tartisilmamis. baska yerde de projenin detaylarina rastlamadim. bunlara ragmen, tamamen ulke kaynaklarinin israfindan baska bir sey olmayan dershanecilik ve ozel ders sisteminde donen paranin yuksek ogrenime kaynak olarak aktarilmasi, uzerinde calismaya deger bir proje gibi duruyor. eger gercekten boyle bir kaynak elde edilebilirse bu yolla kapasite arttirilabilir, ancak egitimin fiyati degismedigi muddetce bu artis taleple arz arasindaki 1 milyon 300 binlik farki kapatmaya yetmez. ama zaten uzan'in herkesi universiteli yapacagini vaat ettigini de hatirlamiyorum. o yuzden bana oyle geliyor ki, cem uzan'in oy isterken acikca soylemedigi ve velinin dershaneye verdigi parayi devlete vermesi seklinde ifade ettigi sey, egitimin fiyatini (ya da baska bir deyisle egitim masraflarindan ogrenciye dusen payi) arttirmak. boylece parasi olan ve kredi ya da burs bulabilecek kadar basarili ya da arkasi saglam olanlar universiteye girecek. digerleri ise universite kapisindan cekilecek. serdar turgut'un anlattigindan benim anladigim bu. (digerlerine ne olacak bilmiyorum. meslek lisesi falan diyorlar ama onlarin hali de malum.)
ana hatlariyla bu tip bir reform, eger iyi planlanir ve uygulanirsa, daha fazla sayida insana universitede okuma imkani saglayabilir. ama universiteye giremeyen insanlarin derdine deva olmaz. ortalikta tartisilmayan ayrintilar uzerine spekulasyon yapmayi ise gereksiz buluyorum.
daha koklu bir cozum, universiteye gitmeyen insanlarin meslek edinmesine ve boylece hayat standartlarinin iyilestirilmesine yonelik projeler uretmek olacaktir. bu dogal olarak universiteye olan talebi azaltir. ancak nedir bu politikalar, bunlari uyguyacak kaynak nerede ya da mekanizma ne belli degil. benim aklima, "neden ozel meslek lisesi yok?", "daha kaliteli meslek liselerinde okumak icin insanlar para vermek istemezler mi?", "isverenler ihtiyaclari dogrultusunda egitim veren liseleri desteklemezler mi?" gibi sorular geliyor. daha da gelirdi ama lise yillarim cok gerilerde kaldi.
yapilabilecek en kotu sey ise koklu bir reforma girismeden gostermelik olarak OSS'yi kaldirmak olur. zira merkezi sinav ve yerlestirme sistemi, su an belki de tum egitim sisteminin en iyi isleyen parcasi. (neden mi? tiklayin.)
sanirim proje uretmeye yuksek ogrenimden degil, daha asagilardan baslamak ve oralari islah etmeden yukaridaki isleyen mekanizmalari bozmamak en iyisi. ne diyeyim, biniyoruz bir alamete...
not: aslinda ulkede iyi isleyen bir burs sistemi ve isteyen ogrencilerin rahatlikla borclanabilmelerine olanak saglayacak gelismis bir egitim kredisi piyasasi olsa, surada rahatlikla daha piyasa temelli bir egitim sistemini savunabiliriz. bu sistem icerisinde, piyasa basarisizliklarinin onune gecmek, dissalliklarin ustesinden gelmek ve sosyal adaleti saglamak uzere duzenleyici bir devlet yapisinin var olmasini da tartisabiliriz. ama bunlar su an cok utopik seyler gibi duruyor, degil mi?
14 Haziran 2007 Perşembe
Ekonomi Doktorası Üzerine
genel kural sudur: ozel sektorde calismak ve cok para kazanmak amaciyla ekonomi doktorasi yapilmaz.
mankiw de bunu soyluyor; ve derdi para kazanmak olan ogrencisine MBA'yi tavsiye ediyor. zira, bir defa, MBA kisa surer ve kolaydir; bitirince alacagin para da doktorayi aldiginda alacagin paradan az olmayacaktir. yani sonunda akademisyen olmayacaksan zorlanmanin alemi yok. ikincisi, bir iste basarili olacak insanin secimini kendi kisisel ozelliklerini de dikkate alarak yapmasi gerekir. ekonomix'in dedigi gibi giriskenligi ya da liderlik vasiflari zayif olan biri icin akademisyenlik daha uygun gorulebilir. ama yeterli akademik motivasyonu olmayan biri icin de ekonomi doktorasi uygun degildir. onceligi cok para kazanmak isteyen birinde de bu motivasyonun oldugunu sanmiyorum. mankiw de boyle dusunuyor olmali ki akademik bir is istemiyorsan, sen en iyisi MBA yap diyor.
lucas, zamaninda buyume ve kalkinma uzerine bir yazida soyle demis: "insan bir defa bu konulari dusunmeye basladi mi, baska bir sey dusunmesi zordur." ilgi alanina giren bir konuda benzer sekilde dusunmeyen insan iyi bir akademik iktisatci olamaz. kimi insanlarin zamanla oncelikleri degisir, akademik motivasyonalari kaybolur. onlar mankiw'in dedigi gibi daha sonra baska islere donerler. ama bu motivasyona en bastan sahip olmayan bir insanin birakin iyi bir iktisatci olmayi, ciddi bir doktora programini bitirebilmesi bile zordur. (su da bir gercek ki ekonomi doktorasini su ya da bu sebeple birakanlar degil bitirenler azinliktadir.)
bunlar mankiw'in de degindigi genel bazi gercekler. ama bir de ozel durumlar var. mesela doktoraya farkli amaclarla basvurulabilir. 2001 krizinden sonra turkiye'den yurt disindaki doktora programlarina basvurularda patlama yasanmisti. turkiye'deki is olanaklarinin ciddi oranda daraldigini goren insanlar, farkli alternatifler aradilar. MBA ve benzeri alternatiflerin aksine, doktora programlarinin basvuru ucretleri disinda bir maliyeti olmadigi icin bunlar o donemde caziptiler. cogu insan iki sene yurt disinda kalip bir master derecesi almayi, sonra da doktora programini birakip disarda ya da turkiye'de bir is aramayi dusundu. bugun de turkiye disinda calismak ve yasamak isteyenler icin doktora basvurusu yapmak bir alternatiftir.
yakin gecmise kadar, turkler icin turkiye disindaki siradan bir programdan fazla zorlanmadan doktora alip sonra turkiye'de bir yere kapagi atmak da fena bir alternatif degildi. ama bugun kaliteli doktora programlarinda cok sayida turk ogrenci oldugu ve bunlarin bir kismi turkiye'ye donecegi icin, turkiye'deki doktorali isgucu piyasasinda (en azindan iktisat alaninda) rekabet epey artti. gelecekte daha da artacak. bu yuzden bugun ozellikle ekonomi doktorasina gideceklerin gelecekte turkiye'de ya da disarda iyi bir is bulabilmeleri icin, gozlerini mumkun oldugunca yukarilara dikmelerinde fayda var. onun da nasil olacagini yine mankiw blogunda uzun uzun anlatmis zaten.
ek: bir de ekonomi doktorasi turkiye'de mi, yurt disinda mi yapilmali meselesi var tabii. bu herkesin pek cok kisisel ve cevresel faktoru dikkate alarak kendisinin cevaplamasi gereken bir soru. mesleki acidan kisinin ilgi alaninda isim yapmis bir okula gitmesinin daha iyi oldugu dusunuyorum. ama herkesin ozel bir takim oncelikleri olabilir. doktorasini turkiye'de tamamlamis kendi alaninda iktisat dunyasinda soz sahibi iktisatcilar da vardir. (ornek:semih koray, remzi sanver...) iktisat doktorasi yapmaya karar verdikten sonraki asamada verilecek kararlar ve yapilacak isler konusunda baska zaman yazarim. genel olarak amerika'da doktora yapmak uzerine daha once yazdigim bir yaziya ise suradan ulasabilirsiniz: tiklayin
1 Nisan 2007 Pazar
ABD’de doktora yapmak için gerekenler
"dr jekyll: oncelikle bu linkteki sitede isine yarayacak pek cok bilgi mevcut. detayli bilgi icin inceleyebilirsin.
http://www.mezun.com/...cation/content/doktora/p1.cfm
simdi sorularina gelelim:
1- doktora icin ilk adimim ne olmali? yani oradaki okullar benden ne istiyorlar? ne sinavlar, ne belgeler gerekli?
dr jekyll: verdigim likteki sayfada detayli bilgi mevcut. ama orada genel basvuru bilgileri var. ozel olarak psikoloji doktorasi icin gerekenleri birkac universitenin internet sitesine bakarak ogrenebilirsin. dikkat etmen gereken nokta basvuru sureci bir sene once kadar onceden baslar. o yuzden bir sonraki sene baslamak istiyorsan, bu yaz hazirliliklara baslaman gerek.
2- kendime uygun okulu neye göre secebilirim? daha ziyade yasanılası bir sehir secmek de onemli olabilir. ben amerika'yi hic bilmiyorum. bu secimimi neye gore yapmam gerekir?
dr jekyll: okul secmek ve sehir secmek iki farkli sey. bazi iyi okullar dag basinda olabiliyor, bazen de tam tersine okulun bir tek bulundugu sehir guzel olabiliyor. oncelikle iyi okul nasil secilir ona bakalim. bu konuda internette cesitli siralamalar var. bunlarin en bilinenin us news dergisinin siralamalari. internette aratarak birkac tanesine rahatlikla ulasabilirsin. ondan sonra teker teker okullarin internet sitelerine girip bilgi toplaman gerek. hangi okullar hangi alanlarda daha iyi, hangi okullardan cikanlar daha iyi is buluyorlar, senin ilgi alanin ve akademik beklentilerin ne? tum bu sorularin yanitlarini bulmak icin okullarin web sitelerinde arastirma yapmalisin. ayrica o okuldaki doktora ogrencilerine mail atarak bilgi isteyebilirsin. onlarin icerden verecegi bilgiler, okulun disardan birinin bilemeyecegi pek cok ozelligi hakkinda seni aydinlatacaktir.
sehir icinse pek cok farkli kriter goz onune alinabilir. bunlar da kisiden kisiye degisir. okullara bakarken bulunduklari sehirleri arastirabilirsin. en iyisi bilen birisine sormaktir. bu konuda sehrin buyuk ve canli bir sehir olup olmamasi, yasam masraflarinin yuksekligi, iklimi, suc orani ve daha pek cok faktoru goz onune alman gerekiyor. internette cok sayida kaynak var. bu ve benzeri pek cok sey icin epey bir sure internet basinda gecirmen gerekecek.
3-doktora kac sene suruyor (bolume gore degisir mi?) ve devam zorunlulugu var mi? yani hem calisip hem okula gidiliyor mu? calisiliyorsa, okulda asistanlik yani sira disarda bir yerde calisma izni var mi ogrencilerin?
dr jekyll: doktora ortalama bes sene surer. ama bolumden bolume ve okuldan okula bu sure degisebilir. bununla beraber doktoraya tam zamanli devam etmelisin. yoksa bitmez. doktora ogrencilerinin buyuk cogunlugu ayni zamanda asistanlik yaparlar. okul ucretlerini ve yasam masraflarini boyle cikartirlar. ogrenci vizesiyle okul disinda bir iste calisman ise kanunen mumkun degil.
4-ben 24 yasindayim. yaklasik 3 senedir calisiyorum. burdaki is hayatimdan da memnunum. yani isimi birakip gitmek akil kari olmayabilir. ama olursa da orada calismak isterdim (bu mumkun mu bilmiyorum).
dr jekyll: dedigim gibi ogrenci vizesiyle gelip calisman mumkun degil. calismak istiyorsan baska yollar arayabilirsin. doktora yapmak istiyorsan, bunun uzun ve emek isteyen br surec oldugunu dikkate alman lazim. yas onemli degil. ben de 24 yasindayim ve buranin en genclerindenim. buralarda doktoraya baslama yasi genellikle 25-26. ama kararlilik onemli tabii. iyi dusunmen ve hayattan beklentilerini goz onune alman lazim. karar senin.
5- isin manevi boyutu ve maddi boyutu icin de,
a) sozlukte de okudum. insanin uzaklarda cok mutsuz olabilecegi yaziyor. psikolojik olarak insani cok etkileyebilecegi vs. herkese gore degisebilir ama senin ilk sene icin izlenimin nedir?
dr jekyll: orasi kisiden kisiye degisir. benim icin zor olmadi. ama bizim burasi kucuk turkiye gibi. o yuzden hic yabancilik cekmedim. baska yerlerde hic turk olmayabilir. ama insanlarla rahat kayasabilen bir insansan o da hic sorun olmaz. tabii ailenden ve turkiyedeki sevdiklerin ayri kalmak seni etkileyecekse bunlari da dikkate alman gerek.
b) maddi olarak bu is icin yasamak + okul + harclik senelik ne gerekir?
dr jekyll: bu da okuldan okula degisir. ama zaten doktora asistanlik ya da burs olmadan kolay kolay yapilmaz. onlar da masraflari karsilar. zaten asistanlik, burs ya da egitim masraflarini karsilayacak baska bir kaynak gostermeden vize alamazsin. boyle bir kaynak olmadan maliyet senelik 25000-50000 arasindadir.iste boyle, simdilik aklima gelenler bunlar. verdigim linkte ve internette daha fazlasini bulabilirsin. hadi bakalim, kolay gelsin. "
İÜ Yemekhanesinin Özelleştirilmesi
buraya kadar olan kisim isin teorik boyutu. uygulamada ise insan ister istemez killaniyor. ben bogazicinde ogrenciyken istanbul universitesindeki yemek fiyatlari (ve kalitesi) benim gibi yemekhaneden faydalanan ogrencilerin dikkatini cekiyordu. dikkatimizi ceken bir baska nokta da yemek hizmeti ozel firmalarca saglanan universitelerde yemek fiyatlarinin daha yuksek olmasiydi. buradan hareketle ozellestirmenin universitenin yemekhaneye uyguladigi destegi azaltma isteginin bir gostergesi olabilecegini de hesaba katmak lazim.
sonucta burada kanaatimce ogrencinin ilk dikkat etmesi gereken nokta, yemekhaneyi kimin islettiginden ziyade, yemek fiyatlarinin ve yemek kalitesinin ozellestirme sonucunda (ya da ozellestirme olmazsa) ne duzeye gelecegi, ve universitenin orta ve uzun vadede yemek hizmetlerine uyguladigi destegi kisma gibi bir politikasinin olup olmadigidir. bu yuzden ogrencilerinin kendilerini dogrudan ilgilendiren boyle bir konuda duyarli olmalari ve universite yonetiminden bu konularda aciklama istemeleri bence cok onemli.
Beyin Göçü
her zaman kotu bir sey degildir. bir defa goc eden nitelikli iscinin egitimi ve yetenekleri dogrultusunda verimli calisabilecegi bir alan ulkesinde yoksa gocun zarari olmaz. yuksek teknoloji, bilgi birikimi ve yatirim gerektiren ve bu sebepten turkiye'de gelismemis sektorlerde calisacak insanlarin gocu ulkeye zarar vermez. mesela turkiye'de muhendislik mezunlari bankalarda calisirken almanya'da master yapan bir turk elektronik muhendisinin siemens'in ar-ge departmaninda calismasinin turkiye'ye zerre kadar zarari yoktur. ayni sekilde eczacibasi'nin turkiye'deki ilac fabrikasinda calisabilecek suruyle kimyager varken, iclerinden birilerinin ingiltere'de calismasinin da bir zarari yoktur; tipki turkiye'de alaninda calisma imkani son derece kisitli olan bir genetikcinin amerika'daki laboratuvarlarda calismasinin bir zarari olmadigi gibi.
tabii insanin aklina "biz bu insanlari avrupa'da, amerika'da calissinlar diye mi egitiyoruz?" sorusu geliyor. turkiye'de bilkent'in disinda dogru duzgun bir genetik laboratuvari yokken her sene onlarca genetikci mezun etmek, en nihayetinde bankalarda calisacak elektronik muhendisleri icin tonla para harcamak anlamli mi? bu sorulara hayir cevabi vermek bilgi birikiminden ve bilim ve teknoloji uretiminden toptan vazgecmeyi istemek olacagi icin, benim cevabim evet.
toplumun kaynaklarindan, gidenlerin egitimine harcanan paralari sokaga atilan para gibi gormemek lazim. bir defa goc edenler turkiye'yle olan baglarini koparmamislarsa gittikleri ulkeden turkiye'ye bilgi transferine aracilik ederler. yurtdisinda calisan bir turk akademisyen bilgisini turkiye'deki meslektaslariyla paylasarak, calismalarina onlari ortak ederek, zaman zaman turkiye'ye gelip dersler vererek, hatta turk ogrencilerin yurtdisindaki lisansustu programlara ve staj ve degisim programlarina kabulunu kolaylastirarak ulkesine katki saglayabilir. ikincisi, yurtdisina giden bu nitelikli iscilerin onemli bir kismi (aklimda 60% diye kalmis) ileride donme egilimindedir. bu insanlar donerken gittikleri yerde edindikleri bilgi ve tecrubeyi de beraberlerinde getirirler. bu da ulkeye fayda saglar. ayrica donebilecek durumda olan nitelikli isgucu ekonomi icin disarida bekleyen bir kaynak gibidir. bu sayede, mesela gunun birinde beko siemens'inkinin ayarinda bir ar-ge departmani kurmak istediginde ihtiyaci olan bilgiye ve nitelikli isgucune ulasmasi kolaylasir.
ayrica yurtdisina cikmak isteyen pek cok nitelikli insan varken, bunlarin ancak bir kismi yurtdisina cikabilir. ulkede kalanlarin gitmek icin egitimlerine, mesleki gelisimlerine yaptiklari yatirimlar ise hem kendilerine hem de ulkeye kar kalir. mesela amerika'ya doktoraya gitmek istedigi icin turkiye'de master yapan iktisat ogrencisi gidemese bile, edindigi birikim kendisinde kalacagindan, neticede ulke iyi bir ekonomist kazanmis olur.
EK: beyin gocunun gelismekte olan ulkelerde yol actigi olumsuzluklari gidermek uzere 1970'lerde jagdish bhagwati tarafindan gocmenlerin gelirlerinin vergilendirilmesi esasina dayanan bir vergi onerilmistir (bkz: bhagwati vergisi). oneri cesitli cevrelerde destek bulsa da uygulamaya gecememis; uluslararasi isbirligi gerektiren daha nice oneri (tobin vergisi vs.) gibi teoride kalmistir.